![]() |
|
|
|||||||
Youtube Videoları, Resimleri, Komik Resimler, Fıkralar, Sağlık, Ödev indir, bedava indir |
|||||
| |
| ||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#21 (permalink) | ||||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Ateş Düşünce
Hoca'ya misafir olan arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış. Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve sormuş : -Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız. Hoca hemen : -Boğazına ateş düştüğü zaman.. Baklava Hoca akşamleyin eve doğru yürürken, baklava seven bir köylüyle karşılaşır. -Hocam, biraz önce bir adam büyük bir tepsi baklava götürüyordu... -Bana ne! -Fakat adam tepsiyi sizin eve götürüyordu. -O zaman sana ne! Yemek Bir gün Hoca köyde gidiyormuş. Birkaç yaramaz çocuk onu taşlamaya başlamışlar. Nasreddin Hoca onlara bağırmış: - Şayet beni taşlamaya son verirseniz, size ilginç bir haber vereceğim. Yaramazlar bunu kabul ederler. - Peki, bize ne haberi vereceksin? - Muhtar bedava yemek veriyor. Orada istediğiniz kadar pasta börek yiyebilirsiniz. Çocuklar mümkün olduğu kadar çabuk muhtarın evine koşmuşlar. Bizim Hoca bu parlak fikrine bir kez daha sevinmiş ve kendi kendine: - 'Ben de oraya gideyim, belki doğru olabilir', demiş. Davetsiz Misafir Hoca, günlerden bir gün evine dönerken büyük bir konağa bir sürü insanın girip çıktığını görmüş. Konaktan çıkanlardan birine yaklaşıp içerde neler olduğunu sorunca, adam: “düğün var” demiş. Düğün lafını duyan Hoca’nın gözünde kızarmış tavuklar, hindiler, tepsi tepsi pilavlar canlanmaya başlamış. Hemen oradan boş bir kâğıt bulup bir zarfa koymuş, sonra da doğru konağa gitmiş. Uşaklardan birine: “Efendini göreceğim, çok saygı değer birinden mektup getiriyorum...” demiş. Uşak hemen Hoca’nın önüne düşmüş, onu efendisinin huzuruna çıkarmış. Hoca “Şenliğiniz mübarek olsun. Zamansız geldiğim için bağışlayın” deyip, mektubu vermiş. Ve hemen ilk davette sofraya çökmüş, derhal iştah ile atıştırmaya başlamış. Düğün sahibi Hoca’nın getirdiği zarfı bir zaman elinde evirip çevirdikten sonra, “Efendi, bir yanlışlık olmasın. Bu zarfın üzeri yazılı değil” diye sormuş. Hoca da başını sofradan dahi kaldırmadan cevap vermiş: - “Kusura bakmayın efendi hazretleri, biraz aceleye geldi. Esasında onun içi de yazılı değildir!” Soğuk Hoşaf Nasreddin Hoca bir gün arkadaşını ziyaret etmek için yola çıkıyor. Hava öyle sıcak ki, Hoca’nın dili damağına yapışmış bir halde terliyor. Hoca köye vardığında, arkadaşı şöyle söylüyor: “Ah Hoca, ne oldu böyle? Sen ne kadar da yorgun görünüyorsun. Gel, eve gidelim ve buz gibi bir soğuk hoşaf içelim. Sen onu içersen, dinlenirsin.” Arkadaşı Hoca’yı eve getirmiş. Kaynatılmış erik hoşafını kurulan sofraya koymuş. Hoca’ya da küçük bir kaşık vermiş! “Beraberce hoşafı içelim” diyerek kendisi de büyük bir kaşık almış. Daha sonra soğuk hoşafı içmeye başlarlar. Hoca şöyle söylenir: “Ne kadar da lezzetli. Fakat hoşaf bu küçük kaşıkla içilmiyor.” Ev sahibi de yanan göğsünü serinletmeye çalışır. Arkadaşı hoşafı içtikçe, bir eliyle de midesini tutar. “Ahh, çok yorulmuşum, hoşafı içersem, tekrar hayatıma kavuşurum.” Der. Adam içini çektiğinde, Hoca kendi kendine şöyle söylenir: “devamlı içini çeken ve ölmek isteyen ne utanmaz bir adammış bu?” Bunun üzerine sabrı tükenen Hoca şöyle söyler: “Hey, arkadaş! Devamlı ölmeye ne var? Büyük kaşığı bana ver ki, ben de kendimi öldürebileyim.” Aklımda Olacağına Midemde Olsun Bayram gecesi Hoca’nın karısı tatlı pişirmiş. Karı koca, konuşa gülüşe yemişler, birazı da artmış, bunu da sabaha yeriz deyip kalkmışlar. Uykuları gelince de yatmışlar. Yatmışlar amma Hoca’yı bir türlü uyku tutmamış. Nihayet karısını dürtmüş: - “Hanım kalk, kalk aklıma pek önemli bir şey geldi, durma, kalk.” Karısı telaşla kalkıp: - “Ne var, hayrola” deyince - “Şu artan tatlıyı getir”. Karısı, tabağı getirince - “Çök yanıma” demiş. Oturup tabağı bir güzel temizlemişler. Sonra - “Şimdi yatalım, uyuyalım. Hiç olmazsa tatlı karnımızda olsun.” Büyük Yangın Hoca’nın karnı pek açıkmış. Sofradaki çorbaya kaşığını daldırıp hemen ağzına almış, yutmuş. Fakat çorba çok sıcakmış. Ağzı, boğazı müthiş bir surette yanan Hoca, hemen sokağa fırlamış, bağırıp kaçmaya başlamış. - 'Savulun dostlar, karnımda yangın var.' |
||||||||||
|
|
|
#22 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Bulgur
Rüzgarlı bir günde eşeğiyle giden Hoca aynı zamanda bulgur pilavı da yemeye çalışmaktadır ama kaşığı ağzına götürene kadar rüzgardan hepsi savruluyormuş. Hoca’yı görenler ne yiyorsun diye sormuşlar. Hoca’da gülerek: - “Eğer böyle giderse hiçbir şey.” Ölü Hoca Yolculuğu sırasında tenha bir yer olan mezarlıkta elbiselerini yıkar kuruması için astığı bir sırada kuvvetli bir rüzgar esip giysilerini alıp götürmüş. Hoca da giysilerinin ardınca koşarken birkaç yolcuya rastlamış. Yolcular, böyle çıplak halde mezarlıkta ne aradığını sormuşlar. Hoca da “Görmez misiniz, çıplak bir ölüyüm, su dökmeye çıktım, şimdi yine kabrime gidiyorum” demiş. Haddini Bil Hoca tarlada çalışırken yorulunca ceviz ağacının gölgesine oturur ve kendi kendine: -"Şu işe bak kocaman kabaklar yerdeki ufacık sapa bağlı, küçücük cevizler koca ağaçta asılı.." daha Hoca bunları düşünürken ağaçtan kafasına bir ceviz düşünce hemen: -"Ey büyük Allah'ım bu kulunu affet, senin işinin hikmetinden sual olunmaz ya şu ağaçta kabak gibi cevizler yetişseydi halim nice olurdu." Dert Çekme Hoca Nasreddin çift sürerken boyunduruğun kayışı kopar. Hoca derhal başından sarığını çıkarıp kayışı yerine bağlar. Kısa bir zaman sonra tülbent de dayanamayıp kopar. Hoca tülbende hitap ederek: -"Sen de gör, zavallı kayış ne bela çekermiş" der. Bu Nasıl Ülke Nasreddin Hoca, bir kış günü köye gitmek için yola çıkar. Her taraf buz tutmuştur. Birden çevresini köpekler sarar. Taş almak için eğilir. Ama hangi taşa el atsıysa bir türlü yerinden kıpırdatamaz. Köpeklere bakarak elini açar: -"Ey Allah'ım bu nasıl ülke? Taşları bağlayıp köpekleri salmışlar." Bulmak Zevki Hoca yine bir gün merkebini kaybetmiş, çarşıda bağıra bağıra: - Benim merkebimi kim bulursa, yularıyla, semeriyle müjde olarak ona vereceğim, diyerek herkese bildirmiş. Birisi: - “Hoca, merkebi semeriyle, yularıyla bulana tekrar verdikten sonra, ha kaybetmişsin, ha kaybetmemişsin bir şey fark eder mi? Bundan sen ne kazanmış olacaksın!” Diye sormuş, Hoca gülerek: - “İyi amma, ya bulmak zevkini o kadar önemsiz mi zannediyorsun” Uykusu Kaçmış Da! Bir yaz gecesi Hoca’nın uykusu kaçmış. Uykusuzluktan ve can sıkıntısından evde duramayınca kendini sokağa atmış. Yolda, nöbetçi subaşıya rastlamış. Subaşı: - “Hoca, böyle gece yarısı burada ne arıyorsun?...” diye sorunca Hoca, esneyerek cevap vermiş: - “Hiç, uykum kaçtı da onu arıyorum.” Eski Zamandan Hoca yer altında bir ahır yapmak hevesine kapılmış. Toprağı kaza kaza her şeyden habersiz bir halde komşunun ahırına geçmiş. Bir sürü öküz görünce koşa koşa karısının yanına gitmiş. - “Hanım, hanım!” diye bağırmış. “Müjdemi isterim! Eski zamandan kalma bir ahır ve birçok öküz buldum”. Korkunç Hata Hocanın uykusu kaçmıştı ve pencereden dışarıyı seyrediyordu. Bir anda ilerideki ağaçların arasında hayalete benzer iki şeyi havada dans eder gibi gördü. Hemen okunu hazırlayıp pencereyi açarak fırlattı. İsabet ettirmişti. Fakat bir anda sevinmesi yerini şaşkınlığa döndü çünkü hayalet sandığı görüntü karısının gündüz yıkayıp kuruması için astığı kendi entarileriydi. Hoca "ne korkunç bir hata" diye söylendi. Çok şükür Allah'ım ya içinde bende olsaydım. |
|||||||||
|
|
|
#23 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Bizim Çocuklar Nasreddin Hoca’nın karısı ölür. Ölen karısından beş çocuğu olan Hoca, beş çocuğu olan bir dul kadınla evlenir. Hoca’nın yeni eşinden de iki çocuğu olur. Bir gün karısı feryadı basar: - “Hoca Hoca yetiş! Senin çocuklarla benim çocuklar bir olmuş, bizim çocukları dövüyorlar.” Öldü Hoca Konya’dayken biri gelip: -Karın öldü! demiş. Hoca: -Nasıl olsa boşayacaktım, ölsün! diye cevap vermiş Anahtar Hoca bir gün anahtarını kaybetmiş. Bahçede döne döne anahtarını arıyormuş. Hanımı sormuş: - "Hocam, anahtarı nerede düşürdün?", - "be kadın," demiş Hoca, "nerede düşürdüğümü bilsem, hiç arar mıyım?" Ciğer Nasreddin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz. Her seferinde hanımı : - Kahrolası kedi ciğeri yedi, hınzır hayvan ciğeri yemiş, canı çıkasıca sarman kedi ciğeri aşırmış, diye bahaneler uyduruyormuş. Bir gün dayanamamış Hoca. Hemen bir kenarda duran baltayı kapıp, mutfak dolabına yerleştirmiş. Hanımı: - “Ne yapıyorsun Hoca demiş, baltanın dolapta işi ne?” Hoca cevap vermiş: - “Hanım hanım, sen bizim kediyi hâlâ tanıyamamışsın. Üç akçelik ciğere tenezzül eden hayvan kırk akçelik baltayı bırakır mı sanıyorsun?.” Biraz Daha Gideyim mi? Bir gece yatakta karısı Hoca’ya “Efendi biraz ileri gider misin?” der. Hoca üstünü başını toplar, giyinir ve yola düşer. Epey bir yol aldıktan sonra sabahleyin bir tanıdığına rastlar. Adam: - “Yahu Hocam böyle sabah sabah nereye gidiyorsun?” der. Hoca da şöyle seslenir adama: - “Vallahi bilmiyorum, yalnız sen bizim eve git, hanıma sor bakalım; daha gideyim mi, gitmeyeyim mi?” Görürsem Söylerim Bir arkadaşı Nasreddin Hoca’ya gelmiş. - Bana bak Hoca, kulağını bükmesi benden... Şu karına bir şey söyle, sabahtan aksama kadar ev ev dolaşıyor, konu komşu bırakmıyor... Söyle de azıcık evinde otursun. Hoca: - “Peki, görürsem söylerim...” Evlilik Hazırlığı Hoca habire döşeme tahtalarını söküp tavana, tavan tahtalarını da söküp döşemeye çakıyor. Bunu gören komşular merâkla olayın nedenini sormuşlar. - “Yakında evleneceğim, demiş Hoca, İnsan evlenince evin altı üstüne gelir derler ya, bende bari şu tamirle iki masrafı bir edeyim dedim!” Aklı Nasreddin Hoca'ya bir gün: - “Karın aklını kaybetti..” demişler. Hoca düşünmeye başlamış. - “Ne düşünüyorsun hocam?” diye sormuşlar. - “Bizim karının aklı zaten yoktu ki, kaybetsin. Acaba başka bir şey mi kaybetti diye düşünüyorum” Nasıl? Hoca bir gün karısının bilgisi denemek amacıyla sorar. - “Karıcığım, ölü bir adamın, ölmüş olduğunu nasıl anlarsın?” Karısı şu cevabı vermiş: - “Kendisine sorarım.“ |
|||||||||
|
|
|
#25 (permalink) | |||||||||
![]() ![]() Genç Üye Üyelik tarihi: May 2008
Kayıt Sırası: 21843
Mesajlar: 170
Nerden: Yan Komşunun Yanı
Tecrübe Puanı: 6354
Popülerlik:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Rep Gücü: 317437
Ruh Halim:
Seviye: 12 [] Canlılık: 55 / 277 |
saol iimiş
__________________
Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez....! ![]() Signatür __ImhoTep__ Den (Ç)Alındır GaLaTaSaRaY Buralar TT'den Sorulur.... |
|||||||||
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|